Foto Galeri / Yorum
2017-06-24 05:46:10

Aslında alışkın olmadığımız bir durum iki günde dört transfer görmek.

Peki, tatmin etti mi?

Biraz daha beklemekte fayda var diye düşünüyorum.

Tek başlarına yeniden Süper Lige dönme hedefinde yeterli değiller fakat yanına gelecek ve geçen sezondan kalacak isimler ile önümüzde daha net bir tablo oluşacak ve esas değerlendirmeyi o zaman yapabileceğiz.

  • Öncelikle sol bek transferi Gökhan Meral ile başlayalım.

Kariyerinin tamamına yakınını Kocaelide geçirmiş bir oyuncu.

Geçen sezon Play-Offta çeyrek finale kadar ulaşan ancak yükselemeyen Kocaeli Birlikspor ile tam 34 maça çıkmış.

Ondan önceki yıllara baktığımızda da sezondaki maçların neredeyse tamamına yakınında oynadığını görüyoruz.

İstikrarlı bir görüntüsü var. 

Ancak yıllardır TFF 2. Ligde mücadele eden bir oyuncu.

Kariyerinde sadece 2009-2010 sezonunda 1. Ligde mücadele etmiş ve bu da onun gördüğü en yüksek seviye.

Dileriz lig farkı problem oluşturmaz. 

  • Diğer transfer Muharrem Doğan geçmişi ile fazla şey vaat etmiyor ne yazık ki. 

Muhtemelen kadro derinliği düşünülerek yapılmış bir transfer.

Ancak yeterliliği tartışılır. 

25 yaşındaki sol bek son iki sezondur Eyüpspor ile 2. Ligde mücadele ediyor.

Geçen sezon oynadığı 25 lig maçında 11 sarı, 3 de kırmızı kart görmüş olması düşündürücü. 

  • Stoper Onur Akbayı geçmişten hatırlıyoruz.

Savaşçı ve iyi bir kesici.

Ve artık daha tecrübeli.

Geçtiğimiz sezondan Didi ve Ramos da kalırsa, önümüzdeki sezon Adanasporun stoper konusunda başı ağrımaz diyebiliriz. 

  • Hücum oyuncusu Bilal Yener Arıca ise teknik ve süratli bir isim.

Ancak Türkiyede oynadığı süreçte, süreklilik konusunda sıkıntı yaşadığını hatırlıyoruz. 

İyi performansını sezonun tamamına yaymayı başarabilen bir oyuncu değildi.

Türkiyede kaldığı üç sezonda da 20 maçı geçememişti. 

Fakat önceki yıllarının aksine, geçtiğimiz sezon Hollanda 2. Liginde 31 maç sahada kaldığını görüyoruz. Ayrıca 8 gol atmış ki, kendi adına kariyer rekoru.

Dileğimiz geçen seneki gibi istikrarlı bir sezon geçirmesi...

Transferler bu kez beklediğimizden hızlı geliyor.

Ancak iç transferin de dış transfer kadar önemli olduğunu hatırlatalım.

Geçen sezondan kalacak isimler bir an önce belirlenmeli.

Eğer belirlendiyse de açıklanmalı.

İç transferle kalacak yabancıların, önümüzdeki sezonun gidişatına büyük etkisi olacak.

O nedenle ince eleyip, sık dokumalı.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2017-06-23 05:44:49

Madem eski futbolcu geri alınabiliyor.

O zaman,

Eski Hoca da alınsın.

Sakıncası olmaz,

Kimse eleştirmez.

Mutlıu bile oluruz.

Engin İpekoğlu ile pek ala tekrar anlaşılabilir. 

Yazar: Editor
2017-06-21 14:18:19

Hürriyet Olmadan Adalet Sağlanır mı?

"Bizim aradığımız aslında adalet midir, yani en çok ihtiyacımız olan şey adalet denen mefhum mudur? Adalet her zorbalığın önünü tıkar mı veya zorbalığın panzehiri adalet midir? Bizi birer birey yapan kuvvet önce ve sonra ya da sadece adalet midir? Elbette dünyada, hayatımızda veya şurada bir başına her kapıyı açacak bir anahtar yok, bir kere böyle bir tez diyalektik dediğimiz en tabii sistemin mantığına ters. Ama işte sormaktan kendimi alamıyorum, nedir adalet ve neye hizmet eder?

Biliriz ki adalet önce hak ve hukuka uygunluktur; bunları gözetme ve yerine getirme fiiliyatıdır, sonra dürüstlüktür. Her lügatte adil olma durumu olarak da kayıtlıdır bu adalet. Adalet deyince aklımıza devletin, fertlerin çatışan menfaatleri arasında hakka uygun denge sağlaması gelir.

En nihayetinde hukuk ve yasaları uygulayan devlet örgütüdür adalet! Acaba bu, bizim adalet konusunda çok şey beklemememiz gerektiği manasına mı geliyor?

Adalet deyince benim aklıma; adalet sarayı, adalet bakanlığı, adalete teslim etmek, adalet divanı, adliye, Adalet Partisi gibi şeyler yani devletin bizatihi kendisi geliyor. Peki, aklını hayal dünyasının gerisine atan bir devletten biz adaleti nasıl bekleyeceğiz, böyle bir zihniyetin adaleti tesis etmesi nasıl mümkün olacak?

Evet, ihtiyacımız olan adalet midir yoksa hürriyet midir? Not aldığım gibi okuyorum: Hürriyet; hiçbir şekilde kısıtlanmama, bir şarta veya bir mecburiyete bağlı olmama, başkasının kölesi olmama, yabancı bir kuvvetin etkisi altına girmeme, totaliter bir iradeye boyun eğmeme, kendi kendine hareket edebilme ve karar verebilme, tutuklu olmama, iktidarca denetlenememe ve engellenememe… Bunları ben demiyorum, devletimizin dil kurumunun lügati diyor, ben sadece oradan aktardım.

Ne istiyoruz? Demokrasi yerine muktedirlerce belirlenen geleneksel ahlak kurallarını mı? Halkların menfaatlerini gözeten ve hürriyeti sağlamayı amaç edinen bir devlet mi; yoksa bir monarşi ucubesi, babadan oğula kalan, sülaleye veya belli bir zümre yönetimine mecbur olan patrimonyal devlet mi? Yasaları kim koyar, hukuku ne düzenler ve adalet kimler için sağlanır? Cevap aranıyor.

Ne olmak istiyorsunuz söyleyin; kul mu, hür bir fert mi?”

Şefik Uzungece

Marlon Cahit/Mağrur Fil Ölülerinden

Yazar: Editor
2017-06-19 23:08:21

Bize kahır olan transfer dönemi başladı ya!

Şimdi şu cümlelere hazır olalım.

  1. Piyasanın durulmasını bekliyoruz.
  2. Maliyet çok yüksek, havalarda uçuşuyor.
  3. Menajersiz futbolcu arıyoruz.
  4. Nokta transfer yapacağız.
  5. Daha zamanımız var.
  6. Aceleye gerek yok.
  7. Başkanımız tek.
  8. Kulübü sahiplenmiş.
  9. Adanada yalnız.
  10. Gereken transfer yapılacaktır.
  11. Para verin transfer yapılsın…

Sahi yahu! Bir de böyle bir laf var, para verin transfer yapılsın… diye bir laf…

Ama tam bu esnada daha güzel bir laf var. Madem parayı biz vereceğiz transferi de biz yaparız kulübü de biz yönetiriz. Parayı bulmak, transferi yapmak, takımın ve camianın başını eğdirmemek yönetimin sorumluluğudur.

Yoksa işimizin adı ne?

Çok uzatmamalı! Önce gerçek bir teknik direktör bulmalı. Gerçek, hakiki!

(Kariyersiz hiçbir ismi desteklemeyeceğiz, bekleyelim, belki iyi çıkar diye bakmayacağız. Herhangi bir kredimiz olmayacak. Kendini ispat etmesini beklemeyeceğiz. Kendini ispat etmiş bir hoca bekleyeceğiz. Berberliği yine tepemizde öğrenmeye çalışmasına tahammül etmeyeceğiz. En son olur da başarırsa, işini yaptın diyeceğiz.)

Sonra süper lige dönmemizi sağlayacak o kadroyu bir an önce kurmalı.

Çünkü işimiz bu! Sadece bu.

Adanaspordaki varlığınızın başka bir nedeni yok çünkü.
Yazar: Editor
2017-06-19 06:41:11

Nedir?

İşadamı bir ülkede iş yapıyordur.

Zaten kendisi işadamıdır. 

Dolayısıyla ticari bağlantılar filan.

Bu işadamının bir futbol takımı vardır.

Sahip değildir, yanlış anlamayın, sahiplenendir.

Bir taraftar kitlesine iyilik yapıyordur falan.

Neyse.

O ülkedeki işlerini kolaylamak, orada bir kamuoyu oluşturmak veya şirin olmak için oranın bir futbol alakadarını, belki hatır gönül ile, sahiplendiği takıma sportif bir şey olarak getirir.

Böylece takımın başında hem bir makam oluşturmuş olur, işlevsiz kalacak olsa da. Hem bir adamcağızın gönlü yapılmış olur. Hem de iş yapılan ülkedeki bağlantılar daha yahşi olur. Adam da kendine ufak ufak piyasa yapmış olur. Olur oğlu olur...

Yukarıdaki her kelime tabi ki bir varsayım. Farzımahal. Hikaye. Mesela yani. De ki öyle seviyesinde fikir yürütmeler.

Muhtemel ki öyle değildir.

Fakat dileriz öyle değildir. Böyle bir ihtimal şimdiye kadar yaşanmış olan skandalların zirvesi olur.

Ne demek, bir takımı iş bağlantılarında emzik olarak kullanmak! 

Şimdi bu meçhul seviyedeki sportif şey hamlesini nasıl izah edeceğiz, valla biz anlayamadık gitti! 

Yazar: Editor
2017-06-17 18:21:15

Aslında dar bir açıdan bakınca, size hak veresimiz geliyor; futbol tarihinde hiçbir izi olmayan bir ülkenin meçhul bir futbol adamının kapısına kadar gitme çaresizliliğinize tanık olunca…

Şu on iki sene içinde o kadar sıradan teknik direktörlerle çalıştınız ki (Engin İpekoğlu hariç) o kadar kolay isimlerle çalıştınız ki, neticede memleket teknik direktörlerine güveniniz kalmadı.

Yerli isimlerle yola çıkmak istemiyorsunuz artık. Haklısınız.

Yoksa haklı değil misiniz?

Haklı değilsiniz.

Çünkü hep ince bir “hesap” içinde oldunuz, İnce Memed olacağınıza…

Bu, Adanaspor gibi heybetli bir kulübün tahammül edemeyeceği, bünyesine uymayacak küçük bir hesaptı!

Yani her defasında kendiniz ettiniz, kendiniz buldunuz?

Ama bu seneki kadar acıklı olmamıştı hiçbiri…

Hangi klas bir isimle çalıştınız da bizim sadece tahmin ettiğimiz o hayal kırıklığını yaşadınız.

Örneğin bir Mustafa Reşit Akçayı göremediniz… Hiç göremediniz.

Sizin görebildikleriniz de hayal kırıklıklarınızın sebeplerinden başka şeyler olamadı.

Sadece temenni edin. Attığınız bu zarın yine hep yek gelmemesi için dua edin ki o çapsızlık kitabına hiç olmazsa bu sefer bir sayfa daha eklememiş olun. Kendi namınıza…

Başarılı olmaktan başka çıkar yolu bulunmayan, kredisi bitmiş bir yönetimin yerinde olmak istemezdik.

Bari bu kez mahcup olmayın, bari bu kez mahcup edin…

Mümkün mü?

İlk hamle olumsuz! 

Devamındaki cevabı sezon verecek. Ama önce, bize ıstırap olan transfer dönemi ilk işareti verecek.

Yazar: Editor
2017-06-16 21:38:25

Görünen o ki bu sezon da geçen sezonki gibi macera arayacağız. En azından Azeri tercihi bize bunu gösteriyor. Bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki sezonda da yeni transfer fiyaskolarına hazırlıklı olmalıyız. Zira geçen seneki ile benzer işler yapılıyor. Sonuçların farklı olacağına, çok istesek de, inanmıyoruz.

Yine sessiz bir transfer dönemindeyken, 2006-2007 sezonundan bugüne yapılan en fiyasko 10 transfere bakalım.

10. Muttalip Kandemir

En eskiyi listenin en sonuna koyalım ve 2006-2007 sezonuna gidelim. Kariyerinde hiçbir takımda, bir sezonda 15 maçı geçememiş olan Muttalip Kandemir, Yeni Ereğlispor forması ile Adanaspora karşı iyi bir oyun ortaya koymuş ve takımının galibiyetinde büyük rol oynamıştı. Bu maç sonrasında transfer dönemi kapanmadan Adanaspora imza attı. Ve sezon sonuna kadar sadece 4 maçta ilk on bire girebildi. Genele değil de, sadece bir performansa bakılarak yapılan bu transferden doğal olarak verim alınamadı. Ama bu olaydan sonraki süreçte, daha bir çok transfer faciası Adanasporluları bekliyordu.

9. Chibuzor Nwogbo

Adanasporun, 1. Ligde, dönem dönem etkili olduğu 2012-2013 sezonunda forma giymişti Nwogbo. Hatta belki de Bayram Akgül döneminde, en fazla paranın harcandığı sezonda, takımın açık ara en zayıf halkasıydı. İşin ilginç yanı, her maçta da şans buluyordu. 31 maçta (ki neredeyse hepsine ilk on birde başladı) sadece 3 gol atabildi. Diyeceksiniz ki, gol dışında ne verdi, yoksa nasıl oynasın bu kadar maç? Bunun cevabı da maalesef koca bir hiç. Top kayıpları ve harcanan fırsatları saymazsak tabii. Yerine iyi bir golcü olsaydı, belki Süper Lig hasretine o sezon son verilebilirdi. Ancak Levent Eriş de, yönetim de onun varlığından şikayetçi değillerdi.

8. Fredrick Okwara

2009-2010 sezonunda Emenikenin yıldızlaşması ile üst lige çıkan Karabükspordan örnek almış olacağız ki, sonraki yaz Nijeryadan forvet Fredrick Okwara ile anlaşıldı. O dönem yabancı oyuncu hakkının sadece üç olduğunu da düşününce, gelen yabancı oyuncunun, ister istemez, önemli düzeyde katkı koymasını bekliyorsunuz. Ama Fredrick beklentilerin çeyreğini bile karşılayamadı. Takımda kaldığı sezon boyunca sadece beş maça çıkabildi ve hiç gol atamadan Adanaspor kariyeri son buldu. 

7. Jemshid Maharramov

Güvenç Kurtar döneminde takıma dahil olan ve bir çok pozisyonda oynama özelliği olduğu öne sürülerek alınan bir oyuncuydu Jemshid. Ancak kendisini sahada gördüğümüzde, bu oyuncu ancak Adanaspor sayesinde bu seviyeyi görebilir, demiştik içten içe. Adanaspor forması üzerine bol gelen isimlerden biri olarak yarım sezonda sadece altı maça çıktı ve sonrasında takımdan ayrıldı. Geçtiğimiz yıl içerisinde de bahis yaptığı iddiasıyla futboldan men edilmişti.

6. Tayfun Aksoy

Yine, sadece ve sadece Adanaspor sayesinde Türkiye liglerinde şans bulabilecek bir futbolcu... Bir oyuncuyu değerlendirirken artı hanesine ve eksi hanesine bir şeyler yazılır ve ona göre değerlendirilir genelde. Fakat sağ bek pozisyonunda oynayan Tayfun için artı hanesine bir şeyler yazmak epey zordu. Adanaspor kariyeri bittikten sonra Elazığsporda ancak u-21 seviyesinde maçlara çıkabilmiş. Şimdi ise kulüpsüz.

5. Volkan Glatt

Adanaspora gelmeden önce Kartalsporda iyi sayılabilecek bir sezon geçirmişti, nam-ı diğer Gladyatör. Ama Adanaspor forması altında o gladyatörlüğünden eser yoktu. 10 numara pozisyonunda oynayan oyuncu, fazla kiloları nedeniyle sezon boyunca iyi bir seviyeye gelemedi. Transferi öncesinde yaklaşık 7 ay sahalardan uzak kalmasının etkisi, düşük performansının başlıca sebebi idi sanıyorum. Ancak 2008-2009 sezonunun devre arasında, seviye atlatacak isimler ile Play-off mücadelesinde daha güçlü hale gelmek için 7 ay futboldan uzak kalmış birisi neden tercih edilir, bilinmez.

4. Fabiano Oliveira

Aslında bu transfere biraz da Levent Eriş inadı diyebiliriz. Aynı Ayman Abdelaziz- Ziya Doğan ilişkisi gibi... Levent Eriş, gittiği her yere götürmüş Fabianoyu. İlk birlikteliklerinde Giresunda 13 gol atınca gözüne girmiş muhtemelen. Ancak Fabiano sonraki yıllarda aynı seviyede kalamadı. Tam kariyerinin en dip noktasındayken, 2013-2014 sezonu öncesinde yine Levent Erişli Adanaspora geldi. Ama bir oyuncunun 4 sezon önceki performansına bakıp o iyi günlerini yeniden beklemek, haliyle, pek de akıllıca bir iş değil. Fabiano da kendisine inanmayanları yanıltmak için pek çaba harcamadı açıkçası. Ve Adanaspor kariyeri sadece 32 dakika ile sınırlı kaldı.

3. Ethem Ercan Pülgir

Bir stoper düşünün, 1. Ligde küme düşen Erciyessporda gördüğü kartlar ve yavaşlığı ile nam salmış. Haliyle kötü bir sezon geçirmiş. Fakat bu oyuncu sezon sonunda Süper Lige transfer yapıyor. Ercan da hiç ulaşamayacağı seviyelere Adanasporun transfer beceriksizlikleri sayesinde ulaşmış bir oyuncu olarak kayıtlara geçti. Adanaspor olmasaydı, şahsi görüşüm, geride bıraktığımız sezonda 1. lig takımlarında bile forma giyemezdi. Sezon boyunca sadece bir maçta forma giydi, onda da kendi kalesine gol attı. Bakalım önümüzdeki sezon kendisi ile devam edilecek mi?

2. Barış Memiş

Tıpkı Oliveira transferi gibi, 2-3 sene önceki performansa bakılıp da yapılmış bir transfer. Muhtemelen yönetimin aklında 2014 yılında 3-3 biten 1461 Trabzon maçındaki Barış vardı bu transferi yaparken. Fakat aradan iki sene geçmişti. Barış o döneme kıyasla epey kilo almış, sakatlanmış, iyileşmiş ve bir türlü form tutamamıştı. Eski günlerini mumla arıyordu özetle. Son sezonunda 1. Ligden düşen 1461 Trabzonla sadece 8 maça çıkabilmiş ve hiç birinde 90 dakika sahada kalmamıştı. Beklenen artık daha alt liglerde oynamasıydı, ancak devreye yine Adanaspor girdi. Barış Memiş geride bıraktığımız sezonda Adanaspor forması ile sadece 5 dakika sahada kaldı.

1.Mustafa Akçay

Ne zaman Adanaspor bir teknik direktör ile yollarını ayırsa hep taraftarların aklından ve gönlünden geçen isim olmuştur Mustafa Reşit Akçay. Ancak Adanaspor zaten bir Mustafa Akçay ile sözleşme imzalamıştı daha önce. Fakat Reşit olmayanıyla. Çoğu kişi hatırlamakta güçlük çekecektir bu ismi. Zira bu isim Adanaspor forması ile maça bile çıkmadı. Ön libero oynadığı söylenen oyuncu, kariyerini Almanyanın alt liglerinde geçirmiş. Adanaspor kariyerine(!) dair hafızalarda kalan tek sahne ise imza masasında çekildiği fotoğraf...

 mustafa akçay adanaspor ile ilgili görsel sonucu

Bu listeye daha birçok isim dahil edilebilir. Joao Luiz, Özgür Bayer, Edgar Silva, Ronieli, Mohamed Ali Kurtuluş, Emre Hızarcı, Ahmet Şahinler, Atilla Koca vs. vs.  

Fakat bir şekilde en vasat on transferi çıkarmaya çalıştık. Ve gidişata bakacak olursak, önümüzdeki süreçte bu listeye yeni isimler eklenecek.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2017-06-15 15:53:20

Kimdir bu Asım İbrahimov?

Bilen beri gelsin, taraftara da anlatsın.

Kariyeri nedir?

Yaptığı ettiği nedir?

Vizyonu nedir?

Misyonu nedir?

Neyi çözmüş, neyi halletmiştir?

Ülkesinin futboluna ne katkıları olmuştur?

Zaten ülkesinin futbolu hangi seviyededir?

Yoksa kulüp Azeri bir isme mi devredilecektir?

Bu ön hazırlık mıdır?

Çünkü bu saçma varsayımımız kadar saçmadır bu iş...

Adanaspor neden bu meçhul ismin seviyesine düşürülmüştür?

Acaba altyapının başına yeni nöbetçi hoca olarak mı gelmiştir?

O zaman biraz olumlu bakabilirim, belki yani, küçük bir ihtimal?

Adı geçen şahıs yeni bir E.Al mıdır?

Olması kuvvetle muhtemeldir.

Yani bir kondüsyoncu hoca vakası mıdır?

Öyle olması güçlü muhtemeldir?

Kaderine razı bir futbol memuru mudur?

Ama bizde zaten ondan çok var. 

Kendi tercihini değil, tercih edileni uygulamak için mi uğramıştır? 

Bu da mı sipariş üzerine gelmiştir?

Ama bize zaten öyle biri gelmişti, olmamıştı, LŞ. 

Yeni bir Menteşe, Çapanoğlu, Eriş, Arın, Jurcic, Metin, ve saire izsiz idealsiz hoca vakası mı bu?

Yazık!

Öyle olması yüksek ihtimaldir.

Bu kadar mechul bir ismin Adanaspora gelmesinin olumlu herhangi bir izahı olamaz!  

Buradan umut dolu yarınların hayali çıkmaz.

Buradan ancak o meşhur çapsızlıkların kitabına yeni bir sayfa çıkar. 

Yazar: Editor
2017-06-15 07:11:34

Geç Bulduk Çabuk Kaybettik Sezonu Üzerine

Özeleştirimizdir

  • Her şey muhalif olmayalım, 
  • Biraz olumlu bakalım 
  • Düşüncesiyle,
  • O anlaşmanın başında 
  • çok itiraz ettiğimiz 
  • Sonra birkaç iyi maçın ardından 
  • Mecburen umutlandığımız  
  • Milli takım kondüsyoncusu için 
  • "iyidir, başarılıdır, yahu yanıldık" gibisinden 
  • Destek yazısı yazdık.
  • Oysa en başta aslında yanılmamıştık.
  • Sadece yanıldığımızı zannettik.
  • Böylece eyyam yaptık.
  • Basiretsizlik yaptık 
  • ve o romantik salaklığımız neticesinde 
  • Adanaspora zarar verdik.
  • Doğrudur, 
  • Dolaylı da olsa zarar verdik.
  • Liyakatsız ve kifayetsiz bir kişinin 
  • Adanaspor başına gelmiş olmasına 
  • Birkaç maçla
  • Razı olduk.
  • Kendi adımıza 
  • Berbat bir hamleydi.
  • Yazı olduğu yerde 
  • Bir mahcubiyet anıtı olarak 
  • Duracaktır. 
Yazar: Editor
2017-06-14 05:51:15

Tekrar yazısıdır.

Bu da Geç Bulduk Çabuk Kaybettik Sezonunun habercisi bir yazı olarak kayda geçmiştir.

*

Adanaspordan Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

“Depresyon, yaşadığımız ve engelleyemediğimiz olumsuz deneyimler sonrasında, yaşamdan aldığımız zevkin azalarak geleceğe dair umutlarımızın tükendiği ve yaşamdan beklentilerimizin kalmadığı bir nokta.” deniyor öğrenilmiş çaresizlik için. Kaynaklardan aldım bilgiyi.

Sevgili dostlar, bu öğrenilmiş çaresizlik tam da bizi anlatıyor.

Bu yönetim her transfer döneminde bizi depresyona sokuyor.

On senedir yaşadığımız olumsuz deneyimleri engelleyemiyoruz. Kimse engelleyemiyor, onu koşulsuz destekleyenler de, ona muhalif olanlar da… Neyi engelleyemiyoruz? Her transfer döneminin Adanaspor taraftarı için modern bir zulüm dönemi olmasını engelleyemiyoruz, en sefil en pejmürde en paçoz en siktiri boktan transfer dönemlerini biz Adanaspor taraftarları yaşıyoruz ve hiçbir bok yapamıyoruz.

Evet, böylece bırakın futbolu yaşamdan aldığımız tat, zevk, bilmem ne azalarak yok oluyor ve bir Adanaspor futbol geleceğine dair umutlarımız buharlaşıp gidiyor. İşte o tükenmişlik noktasında evet tam olarak bizi tarif ediyor öğrenilmiş çaresizlik…

***

Öğrenilmiş çaresizlik içindeyiz. Futboldan hiçbir tat almayacak noktadayız, olumsuzlukları engelleyemiyoruz.

Çözüm üretemiyoruz. Çözümü her defasında kendimizi kandırdığımız gibi maça filan gitmemek diye kurguluyoruz ve saire ve saire...

Böyle...

Yazar: Editor