Foto Galeri / Yorum
2018-07-18 06:33:43

Ligin başlamasına bir aydan daha az bir süre kalmışken diğer takımlar ne durumda bir göz gezdirelim.
Süper Ligden düşenlerden Osmanlısporun birçok oyuncusunun adı başka kulüpler ile anılıyor.

Ancak ligin başlamasına kısa bir süre kala Süper Ligdeki takımların çoğunda ilk on bir başlayabilecek; Serdar Gürler, Aminu Umar, Numan Çürüksu, Karcemarskas, Ceyhun Gülselam, Musa Çağıran gibi üst düzey isimleri kadrolarında muhafaza etmeyi başardılar.

Bu isimler ile lige başladıkları takdirde açık ara ligin en büyük favorisi olurlar.

Mustafa Reşit Akçayın da bu kadronun teknik direktörü olacağını ekleyelim.

Gençlerbirliği, Osmanlıspordaki kadar parlak bir kadroya sahip olmasa da şampiyonluk adaylarından biri.

Eğer önümüzdeki süreçte takımdan ayrılmazsa Sessegnon seviyesinde bir oyuncuyu bu ligde ilk kez izleyeceğiz.

Jailton ve Nadir Çiftçi ile uyum içerisinde hareket edebilirse Gençlerbirliği hücum hattı rakiplere ciddi sorun yaşatır.

Kalede Hakan Arıkan, savunmada Claro ligde başarılı olacak isimler.

Ancak kadro derinliği açısından stoper pozisyonuna bir veya iki takviyeye daha ihtiyaçları var.

Geçen sene orta sahada yaşadıkları yaratıcılık problemlerini de çözebilirler ise ilk altı içerisinde yer alacaklardır. 

Geçen sene finalde elenen Gazişehir ise verim aldığı oyuncuları kadrosunda tutup takviyeler ile önceki sezondan daha güçlü bir kadro kurma çabasında.

Yalçın Koşukavak, eski takımından Yalçın Kılınç ve Kubilay Aktaşı getirtti.

Ayrıca Poepon gibi kendini kanıtlamış, ligin üst düzey golcülerinden biri ile anlaştılar.

Yeni alınan diğer yabancı oyuncular da katkı koyarsa onlar da yine ilk altının içinde kendilerine yer bulurlar.

Bu üç takım haricinde Denizlispor ilk kez bu kadar Süper Ligi istiyor ve bu yönde transferler yapıyor.

Ümraniyespor geçen yılki kadrosunu büyük oranda koruyor.

Giresunspor ve Boluspor ise yine belli bir çıtanın üzerinde ligi tamamlayacaktır.

Ayrıca alt ligden gelenlerin de sürpriz potansiyelinin her sene var olduğu aşikar.

Geçen sene Erzurum ve Ankaragücünün yaptığını ligin yeni yükselenleri neden yapmasın?

Görüldüğü gibi mevcut kadro ile bu takımların üzerinde yer almak pek olası değil.

Yazdığım ilk üç takımda bahsettiğim oyuncuların herhangi birinin Adanaspora gelme ihtimali var mı? Onu geçtim bu isimlerin Adanaspor ile anılma ihtimali var mı?

Bunu baz alarak hesap edin Adanasporun ligde ne yapacağını...

Transfer dönemi her zaman olduğu gibi bahane üreterek geçiyor.

Kimse bir beklentiye girip sonrasında hayal kırıklığı yaşamasın.

Diğer takımların durumu da Adanasporun durumu da ortada.

Şu sezonda bir başarı gelirse gerçekten büyük bir futbol mucizesi olur.

Gelecek sezonda tutunacağımız tek dal Cihat Arslan olacak gibi duruyor.

En azından geçen seneki gibi umursamaz, disiplinsiz ve dikkatsiz isimlere gerekeni yapar.

Sahada biraz mücadele görelim kâfi...

Gelecek sezondan beklentim de budur.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2018-07-16 15:20:27

teatr mask art ile ilgili görsel sonucu

Tiyatroyla Didişmek Niyedir?

Duruma 3 yönden bakabiliriz.

Bir: Müthiş bir strateji daha güdüyorlar. Zira tiyatro denen sanat insanı dışarıya davet eder. Kitabı, filmi, müziği evinde halledebilirsin ama tiyatro için illa ki evin dışına, sokağa çıkmak gerek.

Sokağa çıkan insan da hali hazırdaki muktedir zihniyetine göre sakıncalı insandır. Yani ondan her türlü melanet beklenir.

Ne düşünüyorlar?

Çıkacaklar, tiyatrolarda devrimci fikirler edinecekler, örgütlenecekler sonra iktidarı ele geçirecekler…

Biz tiyatroyu da bitirelim canına yandığım, evden dışarı çıkıp bir araya gelmenin bir mevzisini daha ellerinden alalım. Zaten içki fiyatlarıyla, sigara yasaklarıyla içkili mekânların da canına okuduk…

Sofoklesin tiratları adına…

Öyle bir dünya yok, öyle bir tiyatro yok. En entelektüel seyirci kitlesi bile çoğunlukla komedi peşinde, biraz gülüp eve dönelim derdinde. Hakikaten öyle. Ortalama dramlara bile kimsenin tahammülü yok. Milletin çoğu Yılmaz Erdoğanı tiyatro üstadı filan zannediyor ve neredeyse alayı Tolgshowa, Güldür Güldüre, BKM Mutfak tarzı şeylere razı. Bunları tiyatro zannediyorlar.

Türk tiyatrosunu en baba isimleri bile en fazla sosyal demokrattı. Ama diyecekiniz ki buna bile tahammül yok artık. O zaman tiyatroyla didişmeye ne gerek var, taş devrine dönelim gitsin.

İki: Hala o sakızın hesabı soruluyor.

Mümkün mü? Böyle bir kin sürdürülüyor mudur hala?

Gerçi kindar ve dindar nesil demişlerdi… Bunun yanında bir gözdağı daha, sindirme, Hanyayı Konyayı gösterme operasyonları falan… Dilerim bu kadar basit değildir, böyleyse kırılırım. Çok daha dehşetengiz bir şey beklerdim.

Üç: Aslında ne yaptıklarını bilmiyorlar.

Birinci olasılık akıllarında geçiyordur.

İkincisi hala adisyondadır.

Üçe gelince, bu muhteremler hakikaten ne yaptığını bilmiyor.

Bence siz ülkeyi ve maneviyatı o "cep telefonu kültüründen” koruyun.

Tiyatroyu bitirmeye de kimsenin gücü yetmez. Tiyatro sadece zaman denen mefhumla bir mücadele halindedir üstelik ona karşı da kaybetmedi ve hiç kaybetmeyecektir.

Yazar: Editor
2018-07-16 06:28:24

Müzeyyen Senar ile ilgili görsel sonucu

Gölgeler İndi Suya

Kim demiş Müzeyyen Senar öldü diye? Laf!

Ben dinlediğim sürece Müzeyyen Senar ölemez, zaten Tanrıçalar hiç ölmez, dedi Marlon Cahit Uzungece.

Efkârlı bir mutluluk hissinin lezzetini veren bir İlahe nasıl ölür ki? Bir hakikat... Nasıl ölür?

Müzeyyen Senarı bu kadar kıymetli yapan sihir nedir, eğer sihir diye bir şey varsa? İşte o sihir Müzeyyen Senarın sahiliğidir. Bir parça bile sahtelik taşımayan sesi ve yorumudur.

Onu dinlerken zalim bir nostalji içinde kalmazsın, aynı anda hayatın ortasındasın ve geleceğe de umutsuz bakmıyorsundur.

Rakımızı içelim ve bedbaht olalım, gibi bir ruh haline büründürmez ki Müzeyyen Senar. İçimizdeki hüznü yine hüzün olarak muhafaza eder, onu iki tek rakıyla lezzetli bir hayat dilimine yerleştirir.

Onda aşk gerçekten aşktır, mekânı olmayan şarkı sözleri değildir; bestecisi adına da sorarken, daha önceleri neredeydiniz, diye, işte o anda gerçekten soruyordur.

Muhtemelen Selahattin Pınarla birlikte hayatı boyunca sordu o soruyu.

Onu en yalnız, en umutsuz halinde dinlerken bile aslında zannettiğin kadar yalnız veya umutsuz değilsindir, çünkü Müzeyyen Senar, şarkısını söylerken sana evlat, üzme kendi o kadar, bak ben varım yanında, diyordur.

Tanıyınca, görünce, dinleyince mutlu olduğun insanlar vardır ya, Müzeyyen Senar işte o insandır.

Ben, onun için öldü demiyorum, ne ölmesi?

O da Yaşar Kemal de ölmez ki. Bir slogan veya olarak düşünmeyin bunu, gerçek sanatın kendisinden bahsediyorum. Öyle…

Evet, sihir diye bir şey var; o da Şaman Ana Müzeyyen Senarın ta kendisidir.

Yazar: Editor
2018-07-13 19:44:58

Eldeki kadronun ve Hocanın kısa analizidir.

Şimdi efendim. Geçen sezon lige en talihsiz bir şekilde başlamıştık, hatırlayınız.

Azeri Hoca adayı ki hala garip bir şeydir o vaka, nasıl geldi niye oldu neden gitti, tam bir muamma; tıpkı M. İncenin seçim gecesi gizemi gibi.

Sonra Eyüp Hocanın sezonu devam ettirmesi derken K Kılıçın ekibin başına gelmesi. Evet, bunların hepsi takımın şaftını kaydırdı. Disiplinsizliğe son derece müsait bir yapının, özellikle Brezilya tayfasının genel laubaliliği ta en baştan sezonun kaybettiğimizi gösterdi. İlk 6 bile hayal diye uyaranlar ciddiye alınmadı.

Ayrıca, Gökhanların takımda ısrarla forma bulması, Megaye denen zatürre mikrobunun varlığı bünyemizi hakikaten berbat etti. Etmişti yani. Osman Hoca vakası cabası…

Sözün özü, geçen sezonun facia ile bitmesinin en temelinde gözle görünür disiplinsizlik ve futbolcuların kendi aralarındaki iletişimde ve sairedeki laçkalık, siz buna ne derseniz deyin, işte bu seviyesiz durumlardı söz konusu olan. Bu paragraftaki iddiamızın bilgi kaynağı direkt takımın içidir.

Bu sezon için şimdilik yegâne güvencem Cihat Hocadır. Tamam, şahsen burada Kemal Kılıç için de umutlu konuşmuştum ahmakça bir çaresizlikle. İtiraf ediyorum bunu.

Cihat Hocanın farklı olacağını, somut verilerle, düşünüyorum. Adanaspor için, dilerim yanılmamış olurum sezon sonuna. Söz, ben demiştim filan demeyeceğim.

Gelelim mevcut kadroya.

Kaleciler. Hım! Goran olursa bir umut. Alt yapıdan gelen kalecilerimiz için üzgünüm. Biri hiç gelişme kaydetmedi HMA, diğeri son Bolu maçında fena çuvalladı. Bir maçla bir kalecinin istikbalinin analizi yapılır mı? Dileyelim ki yapılmasın ama o maç hepimiz için bir tür hasardır. Hala…

Didi ve Renan F! Vah! Geçen sezon itibariyle vah oğlu vah! Peki bu sezon onlardan bir cacık olur mu? Bu iki isim için tek umudum yine Cihat Hocadır. Özellikle kırbacı Didi üzerinden eksik etmezse bir faydası olabilir gamsız muhteremin. Ve tabi Renan Fye, bak oğlum, futbol dikey oynanır, İspanyanın Dünya Kupasındaki paçavra halini unutma. Futbol en temelde sahanın yatayına oynan bir spor olsaydı zaten hiç olmazdı. Çoğu Renanvari 1300 pas yapmak İspanyayı Rusya karşısında zafere taşıyamamıştı.

Diniz Renan kardeşimiz. Onu seviyoruz. İşe yarayacak tek yabancı futbolcu o şimdilik!

Megaye mi? Abi adam mümkünse Adana üzerinden uçakla geçmesin bile. Güle güle, güle güle…

Digao. Bence onun da önce ciddiyet sonra maça uyum sağlama problemi var. Didi kadar vahim değil. Kurtarılabilir.

Onur. Şampiyonluğa oynayacak bir takımın liberosu değil. Hiç olmadı. Onu sevmemiz bu gerçeği değiştirmiyor.

Yeni gelenler için hiçbir şey demeyeceğim, diyemeyeceğim zira. Fakat şunu diyebilirim, Zeusun sorusu üzerine, hayır hiçbiri beni heyecanlandırmadı.

Bahattin? Megi problemi olmayınca bence Bahattin daha iyi bir sezon geçirecek.

Oğuzhan klas bir oyuncu, Cihat Hoca onu eski seviyesine çekebilir.

Ahmet Dereli. On tane Megi eder. Taktım değil mi? Hemfikir olanlar bir öğle rakısı yuvarlasın. Tek. Çünkü rakı, bariz bir “sosyal hayatı dizayn etme projesi” neticesinde çok çok pahalı bir şey oldu. İki kişi bir birayı da paylaşabilir.

Yener? Dilerim yener!

Tabi şu da var. Bekir, Gökhan M, Gökhan S, Uğur D ve lütfen Megaye (Giderse ilk gördüğüm Adanasporluya bira ısmarlayacağım) takımda yok artık. Bu isimlerin gitmiş olması kendi başına bir transferdir. Sevdiğimiz Tevfik de gitti. Hepimiz için iyi oldu. Çünkü burada artık heyecanını kaybetmişti.

Böyle!

Bu kadronun şampiyonluk gibi bir iddiası o-la-maz…

Ama tekrar edelim. Cihat Hoca faktörü bir şeyleri değiştirebilir, Engin İpekoğlu destanında olduğu gibi.

Bir de şu takıma beş (5) sağlam, yani ilk 11de forma giyecek transfer olursa evet, o zaman konuyu tekrar konuşuruz.

Yazar: Editor
2018-07-11 20:01:40

Transfer Değil Kahır Dönemi

Adanaspor yönetiminin transfer konusunda, taraftarı ve ligin gereklerini-gerçeklerini umursamaz bir tavır içinde olması yeni bir şey değil.

Bizim de bu konuda ıstırap içinde kıvranmamız da yeni bir şey değil.

Hem bizim sayfa kayıtlarımız hem de taraftarın sosyal medya kayıtları, Başkanın transfer konusundaki k a y ı t s ı z l ı ğ ı n a ilişkin saptamalar ve tepkilerle dolu.

Geçen sezonda, önceki sezonda ve daha önceki sezonlarda… Transferdeki ölü halimizi hatırlatmaya gerek yok. Bu konuda, her taraftarın belleği sağlam.

Bizimki “transfer dönemi futbol acıları” tarihidir.

Herkesin dediği gibi, tahtası hiç kapalı olmayan ama aslında transfer tahtası en kapalı olan takım.

Bunu yazacağız. Bıkmadan usanmadan gündeme getireceğiz.

Futbolcu alın diyeceğiz ama doğru düzgün futbolcu alın diyeceğiz.

Bir kerecik olsun bir önceki sezonun dersini çıkarın, diyeceğiz.

Bu güzel taraftarı niteliksiz futbolcularla muhatap etmeyin artık, diyeceğiz.

Razı olmayacağız.

Sabırlı olmayacağız.

Bu konuda yönetime anlayışla yaklaşmayacağız.

Hep aynı martavalı dinlemekten sıkıldık.

Kandırılmaktan bitap düştük.

Ama yönetim bu konuda bildiğini okumakla yetiniyor.

Zaman da hep gösterdi ki özellikle transfer konusunda, Adanaspor yönetiminin bildiği yanıldığına yetmiyor.

Tamam, standart bir laf edelim hadi; biz Adanasporun transfer olsun diye sevmiyoruz.

Ama canım, bir kez olsun sahada jilet gibi bir Adanaspor izlemek neden mümkün olmasın?

Hep kahır hep kahır, nereye kadar bre?

Bizim transfer ya zamanında olmaz ya da nitelikli olmaz fakat çoğu zaman hem zamanında olmaz hem de nitelikli olmaz.

Seyrediyoruz.

13üncü sezonunda, itinayla, yine aynı film sahneleniyor.

Yazar: Editor
2018-07-10 07:25:46

 12 vector ile ilgili görsel sonucu

Kaplanpenche 12. yılına girdi.

Ta en başta Adanaspora soldan destek demiştik.

Solculuğumuzdan ve Adanasporluluğumuzdan gram taviz vermedik ve o tavizi vermeyeceğiz.

Temennimiz şudur, mücadelemiz de bu yoldadır:

  • Bir kişinin iki dudağı arasında bir Türkiye olmasın.
  • Bir kişinin iki dudağı arasında bir Adanaspor olmasın.

Hem Adanaspor hem de ülkemiz, bilime, niteliğe, halkına inanan, onlara değer veren kafalar tarafından yönetilsin.

İşin doğrusu, hangisi için daha umutlu olduğumu bilemiyorum.

Ama  (Oğlum salak mısın hala anlamadın mı bunların olmayacağını, dedirtecek şekilde) Adanaspor yönetiminden beklentilerimiz şunlar olabilir:

  • Bir: Taraftar en üst düzeyde muhatap alınsın. Yönetimde, bir taraftar temsilcisi bulunsun. O temsilciyi taraftar kendisi seçsin. Taraftarla ne kadar çok bir araya gelinirse aradaki soğukluklar o kadar azalır ve yok olur. Zira bizim taraftarımız güzeldir. Bu manada, Güney Kale Arkasını açın! Bizim taraftarımız emeğiyle geçinen bir kitledir. Özellikle o tribününün (ve genel olarak bütün tribünlerin)kombine-bilet fiyatlarını bunu düşünerek belirleyin. Ve o ürün (Forma, atkı vs) satış yerini hayata geçirin.
  • İki: Bakın bu sene hoca hakikaten iyi, takıma bu manada gerekli takviyeler hemen yapılsın. Bu güzel taraftarı gönendirin artık.
  • Üç: Alt yapının durumunu iyileştirin. Osman Yereşeni gençlerimize devredin, A Takımı Çatalana yerleştirin. Adanaspor bu, mahalle takımı değiliz. Kadrolarımıza bu hassasiyeti gösterin.

Bunların hiçbiri küstahça ve çılgınca öneriler değil.

Kolaylıkla uygulanabilecek işler.

Belki bunların olmasını hala safça ve salakça bekliyoruz. Ama bakın biz Adanasporu işte bu yoğunlukta bir samimiyetle ve saflıkla seviyoruz.

Çünkü Adanasporumuz, bizim güzel yurdumuzdur.

Gündüz Tekin Onayın dediği gibi onu kalbimize yakın tutuyoruz.

İyi ki halktan, emekten yana bir siyasi duruşumuz var. Yaşanan tüm olumsuzluklar içinde içimiz rahat, çünkü durduğumuz yer hesapsızdır ve kalbimizin tarafındadır.

Ve iyi ki Adanasporluyuz.

Bu takımın ve Adanaspor camiasının bir parçası olmak, en yalın ifadeyle, mutluluk verici.

Ne güzel bir şey bu!

Mevziimizi asla terk etmeden yolumuza devam edeceğiz.

Vira, Güzel Yurdum Adanasporum.

Seni tüm klişe sloganlardan öte seviyoruz.
Yazar: Editor
2018-07-09 09:22:57

"Türkiyede durum

o kadar 

vahim

değil."

Muharrem İnce

Yazar: Editor
2018-07-09 07:53:25

 Ã§orlu tren kazası ile ilgili görsel sonucu

Savaş çıkar, önce yoksullar ölür.

Çünkü savaşların nesneleridir yoksullar.

Kalkışma olur, yoksullar ölür.

Çünkü yeter deyip yoksullardır kalkışanlar.

Herhangi bir terörde yoksullar ölür.

Çünkü terörün yemidir yoksullar.

Yolculuklarda yoksullar ölür.

Çünkü seyahatlerde de en kötü şartlar içindedir yoksullar.

Denizlerde, göllerde, göletlerde, nehirlerde yoksullar boğulur.

Çünkü yüzme bilmez yoksullar.

Göçlerde yoksullar ölür.

Çünkü hep yurtsuzdur yoksullar.

Maden ocaklarında yoksullar ölür.

Çünkü en ilkel maden ocaklarında çalışmak zorunda kalacak kadar yoksuldur yoksullar.

İnşaatlarda yoksullar ölür.

Çünkü inşaatlarda sadece bir sayıdır yoksullar. 

Hastanelerde en çabuk yoksullar ölür.

Çünkü tedaviden yoksundur yoksullar.

Tarlalarda yoksullar ölür.

Çünkü yevmiye hesabıdır yoksullar.

İlk önce ve hep ve en kolay yoksullar ölür.

Çünkü bir memleket tahayyülünde yoktur yoksullar. 

Yazar: Editor
2018-07-06 18:06:36

7 - 8 Temmuz

Yeniden doğuşun simgesi,

Bizim için bir Zümrüt-ü Anka

Küllerinden doğuş... 

Bu benzetmeyi, futbol aleminde,  ilk Adanaspor camiası kullandı,

Zaten en çok da bize yakışıyor.

Tartışmasız ve amasız bir bütünleşmeyi temenni ediyoruz.

Bunun önünde nasıl bir engel olabilir ki?

Yeter ki yönetim de gereken adımları atsın. 

Zira taraftar gereken çağrıyı yaptı.

Vira güzel yurdum Adanasporum.

Daha önceki 8 Temmuz kutlamasından şu fotoğrafları tekrar paylaşalım.

Tıklayınız. 

Yazar: Editor
2018-07-04 07:23:30

Birkaç farklı kişilerden de duyduğum fabrika ayarlarına takıntılıyım.

CHP kendini sol bir parti olarak adlandırarak süregelen bir parti.

12 Eylüle kadar olan döneme kadar da bunun hakkını vererek geldi.

Toplumda işçi kesimini, varoşları, kenar mahallerin, ezilenlerin, kendini dışlanmış görülenlerin, eğitimli gençlerin partisiydi.

12 Eylül sonrasından itibaren durum değişmeye başladı.

Önce Kürt vatandaşlar, kendilerini daha rahat ifade edecekleri ve kendi kurdukları partiyi desteklemek için ayrıldılar CHPden.

Bu da ortalama %10luk bir kesimdi.

Sonrasında azalan sendikalaşma ile birlikte işçiler terk etmeye başladı CHPyi.

Fakat işçiler kendilerini temsil eden bir parti kurmak ve mücadelelerini sürdürmek yerine, kendilerini çokta savunamayacak ama ezilenden ve mazlumdan yanayım diyen AKPye kaydı.

Sol söylemler de giderek İslami söylemlere kaydı ve ona tutunmaya başladı işçiler.

Varoşlar ve kenar mahallede oturanlar, isteklerini mücadele ederek kazanmak yerine gelen yardımlarla yetinmeye tercih ettiler.

Bunu da en iyi yapan parti AKP idi, özellikle de Kadın kolları ile. CHPye kala kala eğitim gören gençler kaldı ki onlar da orta yaş sınıfında, hali vakti yerinde olanlar, iyi semtlerde oturanlar olmuştu artık.

Diğer taraftan geçmişte Adalet Partisi ve Anavatan -Doğruyol partisini destekleyen işi gücü olan hali vakti yerinde olanlar yaşam biçimi ile CHPnin eğitimli orta yaş grubu ile aynı olanlar CHPyi seçmek zorunda kaldı.

Bugün CHPnin oy aldığı iller ve semtlere bakarsanız bu net olarak görülüyor.

Fabrika ayarlarına geri dönüp yine işçi sınıfını ve varoşları etkileyecek sol söylemlerle parti tabanını değiştirebilir mi CHP, uygularsa görebiliriz.

Ama dünyada şu an böyle bir akım olmadığı için de zor görüyorum.

Dünyadaki Eğilimler şu an için daha sağcı daha muhafazakar ve daha milliyetçi akımlara doğru olduğudur.

Türkiyede de durum budur. Ondandır ki AKP %42 MHP %11 İYİParti %10 oy alıyor.

Mahir Alev

Yazar: Editor