Foto Galeri / Yorum
2017-10-17 13:24:45

Kazanılan maçlardan sonra bile geleceğe dair ümit vermeyen Adanaspor, İzmir deplasmanında bir puandan daha fazlasını getirdi.

  • Son dakikalarda yenen gol üzdü 
  • ama performans beklenenin üzerindeydi.

Öncelikle takımı haftalar sonra coşkulu görmek güzel. Özellikle ilk yarıda oyuncuların çok istekli ve hareketli oluşu skor avantajını da beraberinde getirdi. Orta sahadaki hareketlilikte Komanın katkısı büyüktü.

  • Top hangi Altınordulunun ayağına gelse 
  • karşısında o vardı adeta. 
  • Çok top kazandı, 
  • çok koştu, 
  • birçok da kilit pas attı. 
  • Böyle bir oyuncunun 
  • altı hafta boyunca 
  • forma şansı bulamamasını 
  • kelimelerle 
  • ifade 
  • edemiyorum. 

İlk yarı kusursuza yakın geçti ama ikinci yarı Altınordu uyandı ve Adanasporun sol tarafındaki zaaflarından faydalanmaya başladı. Buna Didinin de kötü performansı eklenince arka arkaya pozisyonlar gelmeye başladı. O sıralarda, her ne kadar bazı kritik top kayıpları da yapsa, Onur Akbayın müdahaleleri ve İrfancanın müthiş performansı Adanasporu ayakta tutuyordu.

  • Savunmada bu ikilinin iyi oyunu skoru tutarken, 
  • hücum oyuncuları fişi çekmeliydi. 
  • Kaçan iki puana da 
  • o fişi çekememek sebep oldu. 
  • Altınordulu Recepin uyanık davranması ile 
  • Bahattin de atılınca, 
  • Altınordu daha fazla oyuncuyla hücum etti 
  • ve son dakikada da olsa 
  • puanı kurtardılar.

Bu arada Kemal Kılıçın Gökhan Merale bir şekilde şans yaratması gözümüzden kaçmadı.

Gökhan Süzen yetersizdi ama oranın ilacı Meral hiç değil. Ayrıca bekleneni veremeyen Oğuzhana 85 dakika tahammül edilmesi de dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta. Kontra fırsatları arka arkaya yakalanırken daha diri bir Yener kilit paslarıyla ikinci gol fırsatları yaratamaz mıydı?

  • Kemal Kılıç giderse 
  • Adanaspor 
  • daha iyi bir konuma gelir.

Tabii yönetimin, üç dört maç arka arkaya kaybedilmezse böyle bir hamle yapacağını da sanmıyoruz.

Sadece yazıyoruz...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2017-10-16 14:45:45

Adanaspor İzmir deplasmanında ilk sekiz haftanın en klas ilk yarısını oynadı. Nefisti. Her şey tıkır tıkır işliyordu. Özellikle Koman ileride her topa basıyor, rakibin çıkmasını önlüyor, takımı karşı alanda tutuyordu.

Bu yarıda Renan da topla çok az buluşuyor, takımın yatay veya geriye oynamasına neden olamıyordu. Bu da çok güzeldi.

İrfancan ve Onur savunmada harikalar yaratıyordu. Gerçi ilk yarı iki pozisyon vardı, birinde İrfancan açıyı kapatıp gole engel oldu, diğerinde de Didi adlı arkadaşın kalemize giden kafa vuruşunu sıkı çeldi.

Maç ilk yarı bitebilirdi ama bitmedi çünkü takımın son vuruş problemi vardı. Hoca buna hiç kafa yormamıştı.

Ne olduysa ikinci yarı başımıza geldi.

Önce Bay Renan yine bir geri pas yaptı yani bunu yine yaptı ve diğer Bay olan Didi de klasik laubaliliğiyle topu rakibin almasına engel olamadı. Neyse ki kalede yine İrfancan vardı da net gol pozisyonunu çeldi.

Yani şu sakızcı kardeşler Renan ve Didi daha ikinci yarının başında ritmimizi bozdu ve rakibe de atak yapma cesareti verdi.

Rakip de gelmeye başladı. İzin verirsen gelirler tabi.

İrfancan yine enteresan toplar çıkardı, Onur mükemmeldi, Didi uyuyordu. Fakat takım genel olarak gayet güzel direniyordu. Hatta kontralarla cazip pozisyonlar da buluyordu. Koman bu arada öyle gol pasları attı ki bunlarla haftanın asist kralı olabilirdi. Ne yazık ki olamadı.

Çünkü sevgili hocamızın önüne bir türlü geçemediği bireysel disiplinsizlikler vardı. Sıfırdan kale vurmak gibi. Oysa A Solmaz böyle bir pozisyonda topu Sercan Kayaya yollasaydı skor 2 olacaktı ve maç kopacaktı.

Benzer bir pozisyonda da Gökhan M ( bu M, Messi kısaltmasıdır.) yanındaki A Solmaza topu keseceğine sıfırdan şutu tercih etti. Tercih etti, çünkü Messi Gökhan M hayatı boyunca oralardan gol atmış, kariyerini de yani futbolculuk kariyerini de böyle stil vuruşlarla kurmuştu.

Gelelim Kemal Kılıç & Gökhan M muhabbetine.

Ve sahneye işte o Kemal Kılıç çıktı.

Rakibin üstümüze gelmesini, büyük Teknik Direktör, İmparator, Kral, İlah, Müthiş Kemal Kılıç şeysi bu sorunu oyuna Gökhan Messiyi alarak çözeceğini zannetti. Burada sözümüz hakikaten Gökhana değil. Hoca onu Messi zannediyor, her fırsatta oyuna alıyor, kendince bir gerekçe bulup. Adam da çıkıyor sahaya. Çıkmasın mı?

Ne oldu?

90+3 ile tam da bizim sol bölgeden rakibin golü geldi. Gelir. Sen ona oradan bir koridor açarsan gelir. Sen oraya kendi çakma Messi futbolcunu koyarsan rakip hoca da tam oraya hasta ama klas oyuncusunu Barışı koyar. Adamı yedek kulübesinde öttürür! Ya!

Sen bu iş ne zannediyorsun muhterem? Geçen hafta takımın atttığı 2 son dakika golünden hiç mi ders çıkarmıyorsun? Yalnız sen mi atarsın son dakika gollerini?

Yazık!

Başkana, yatırımını koru lütfen, çağrısında bulunuyoruz. Bu iki adamı takımdan hemen gönderiniz. Çünkü futbolcular bu maçta, özellikle ilk yarıda çok iyi sinyaller verdi. Olur mu olur! Engelleri kaldırın yeter.

Ha! Kemal hocaya şu Gökhan fantezisi konusunda bir öneride bulunalım. Bir dahaki maça şöyle yap: Üç oyuncu birden çıkar ve sahaya sadece Gökhan M.yi sür. Yeter. Üç kişilik de iş yapar sence. Veya radikal bir iş yap tarihe geç. Bak Galatasaray 11 yabancı ile çıkmış bir ilke imza atmış. Sen de Ankaragücü maçına sadece Gökhan Meral ile çık, efsane ol!

Vira Kemal Kılıç…

Yazar: Editor
2017-10-15 21:01:57

İzmir Sonrası

Maçtan önce 1 puan verseler oynamadan gelecek olan taraf olurduk.

Hem Adanaspordaki sakatlıklar hem de Altınorduda Barışın grip olması etkili ayakların da şanssız günde olması maça istediğimiz gibi başlama fırsatı verdi.

Adanaspordaki sakatlıklar diyorum belki.

Tam kadro olsak en etkili ve verimli yabancımız Koman dışarıda kalmak zorunda kalacak sıkıcı oyunumuz devam edecek o alınan 1 puan belki kıymetli olacaktı.

Ama ilk yarı istediğimiz gibi geçen oyunda babasını kaybetmiş Guayenin güzel golü ile 0-1 önde kapattık.

Yine ilk yarıda Didi ilginç hallere devam etti, Oğuzhan ne oynadığı belli değil, Gökhan sanki Adanaya geldiğine pişman gibi iken çok iyi bir yarı çıkaranlar İrfan, Koman, Onur, Renan ve Guaye tebrik etmek lazım.

Futbolun değişmeyen kuralı yine tecelli etti.

 Atamayana ATTILAR.

Maçta 2. golü bulamadığımız takdirde ne yazık ki golü kalemizde göreceğimizi bilmeyen kimsenin olduğunu sanmıyorum ki Altınordu her maçta gol bulduğunu yazmıştık.

Dağınık oyunumuz kendini 2. yarının başlaması ile gösterdi.

Takımın kondisyonunun iyi olmadığı belli 58. dk oyuna giren Abdulazizin koşmaya takati kalmadı bir ara yerden kalkamadı.

Son vuruşları yapamamamızın nedeni son vuruşa çalışmamış olmamız kadar takımın yeterli olmayan kondisyonu.

Kondisyon sadece koşmak değil, sporcunun fiziksel ve ruhsal yönden durumu olup önemli anlarda doğru olanı yapmak için karar vermek ve son vuruşu gerçekleştirmektir.

Kondisyonumuz olmadığı gibi duran toplarla ilgili ne yapıyoruz belli de değil.

Takımda lider eksikliği de var.

Tevfik kaptanlık işini abarttığı gibi yapamayacaklarını da gereksiz zorluyor.

Pas vereceği yerde şut, şut atacağı yerde garip işler yapıyor.

Teknik Ekibinin yeterli olduğunu düşünmüyorum.

Ve üstüne kadro kalitesi de yetersiz olunca rekabette olmuyor ve yaratılamıyor.

Rekabet olmayınca istenilen performans seviyesine ulaşılamıyor.

Oyuncu değişiklikleri ile ilgili Guaye sakatlanmamışsa bilemiyorum ama sahada kaldığı her dakika en etkili ileri oyuncumuz.

Guaye ile topu ilerde tutabilir ve nefes almamıza yardımcı olabilirdi.

Diğer değişiklikler ise hep bildiğimiz gibi.

Aynı dakikalar geldiğinde giren de, çıkan da yazılı kanun gibi.

Bir de ne kadar disiplinsiz bir takım olduk.

Gereksiz kırmızı kart görme alışkanlığı bulaşıcımı düşünmeye başladım.

Bahattin takım arkadaşlarını gereksiz yaptığı hareketle 10 kişi bıraktı.

Ve takımın kaderi ile oynadı.

Özellikler Onur ve İrfan Canı özverili oyunundan dolayı tebrik etmek lazım.

Belki de bu yılın en büyük kazancı 1998 doğumlu İrfan Can olacak.

Ahmet Gültekin

 #Adanaspor

Yazar: Editor
2017-10-15 14:29:49

Galibiyeti yine düşünmeyen bir kemal kılıç.

Galibiyeti istemeyen bir kemal kılıç.

Oyunu takip edemeyen bir kemal kılıç.

Gökhan Meral ile maçı tutabileceğini zanneden bir kemal kılıç.

Futbolcusunun şahsi disiplinini kontrol edemeyen bir kemal kılıç.

Futbolcusunu tanımayan bir kemal kılıç.

Takıma yük bir kemal kılıç.

Sana diyecek bir laf kalmadı kemal kılıç 

 

Yazar: Editor
2017-10-14 12:05:07
  • Altınordu-Adanaspor maçı, 
  • ligin en organize takımı ile 
  • en doğaçlama takımının maçı olacak 
  • diyebiliriz. 
Adanaspor bu maçtan puan çıkarmak için oyun planında değişiklikler yapmalı.

Temposuz pas oyunuyla Altınordu savunmasının aşılma ihtimali çok zayıf.

Öncelikle bunu değiştirmeli. 

  • Önceki haftalara göre
  • daha temaslı 
  • ve dozunda agresif oynamalı ki 
  • rakibe istedikleri oyunu rahatça oynama fırsatı 
  • verilmesin.
Yani bugüne kadar izlediğimizden çok daha fazlasına ihtiyaç var.

Her maç birinin ekstra işler yapmasından çok takım olabilmeye ihtiyaç var.

Ve bunlar için en çok da teknik direktöre ihtiyaç var. 

  • Kemal Kılıç kaldığı sürece, 
  • topun Magayenin ayağına oturması, 
  • Abdülazizin serbest vuruşları 
  • hep aynı kalitede kullanması 
  • veya başka bir oyuncunun 
  • devreye girmesi gerekecek ki 
  • goller ve üç puan gelsin.
İlk on sıra içerisinde İstanbulsporla birlikte en az gol kaydeden takım olan Adanaspor bakalım İzmir deplasmanında bir kahraman daha çıkaracak, bir mucize daha yaratacak mı?

Halit Gürer

Yazar: Editor
2017-10-12 11:56:21

İzmirin Altınordusu TFF 1. Liginde bir başka sahip takımı olup keşkelerimizin birçoğuna sahipler. Adanasporda yapılmayan birçok güzellikler orada var.

Scout ekibipleri, alt yapı hocaları, tesisleri ülke üstü yönetiliş şekli ile takdire şayan.

İşimize dönelim;

bu yıl toplamda 7 maçta yaptılar ve bunlardan içerde 4 maçta 4 puan, dışarıda ise 3 maçta 9 puan alarak ligin en başarılısı ve yine ligde şimdiye kadar 16 golle en çok gol atan takımı ve hiçbiri de penaltı değil.

Takımın gol yükünü Mircan (6),Kerim Avcı (5) ve gen Barış Alıcı (2) üstlenmiş durumdalar.

Puan aldıkları bütün maçların ortak yönleri ilk yarı önde bitirmeleri.

Galip geldikleri maçlarda ilk yarıyı önde kapatıp 2. Yarıya daha güvenli çıkıp bekleyerek kontraya gidip fişi çekiyorlar.

Golleri set oyunu şeklinde attıkları kadar rakip savunmalarında pas hatası yapan takımları çok net şekilde cezalandırmakta üstlerine yok.

Kerim Avcı da uzaktan sutlarıyla çok tehlikeli.

Savunmalarının solu, hücumlarının da sağ kanadını daha iyi kullanıyorlar.

Adanaspora gelecek olursak;

deplasmanda daha gol atamamızı düşünürsek puan ya da puanlar almak için çok daha fazla efor sarf etmeliyiz.

En az onlar kadar koşmalıyız, ayrıca topla çıkarken savunma oyuncularımızın dikkatli olması gerekiyor. Yani işler Kemal Kılıçın dediği gibi değil.

Bol bol gereksiz pas yapmak yerine (ki kendi sahanda 1000 pas yapmanın bize faydası olduğunu düşünmemeli) topu en az pas sayısı ile ileri taşımamız gerekiyor.

Aksi takdirde bunu cezalandıracak, net vuruşlar yapacak etkili ayakları var.

Birkaç kelimede oyunculara olsun ve Kemal Kılıça olsun;

Ligin 8 haftası geride kalırken hala net şekilde sayamadığımız 11 olması Kemal Hoca ve ekibinin düşünmesi gereken en önemli konulardan.

Digaoyu kadroda zorlayacak kimse olmadığı için her geçen hafta daha kötü bir performans sergiliyor. Bunun üzerinde durulmalı. O iyi olmayınca hücumda eksik kalıyoruz.

Yener bu kadar güçsüz iken 11 yapması; diğer arkadaşlarındaki Kemal Hoca hakkında düşünülen adalet duygusunu zayıflatacaktır.

Orta sahada oynayacaklar daha güçlü olmalı ikili mücadele kaybetmemeliler.

6 yabancı içinde 5 tanesinin sahada olacağı sistemi düşünmek lazım.

Yedek kulübesinde yabancı stoper tutmanın bir faydası yok. İyisi ile kötüsü ile Koman en etkili olabilecek orta saha oyuncumuz hep 11 yapmalı.

#ViraAdanaspor

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2017-10-10 19:46:22

Eğer kötü giden bir şeyler varsa, bunu söylemek için bir mağlubiyeti, bir başarısızlığı beklemeye gerek yok.

Zira bugünün şartları, yarının sonuçlarını beraberinde getirecek. Şartlar iyi değilse, sonuçların iyi olması, haliyle, pek de olası değil. 

Yönetimsel bozukluklar malum. Kendi bildiklerinden ötesi onlar için önemli değil. Bunları daha önce yazdık, gerektiğinde yine yazarız. 

Ancak Adanasporun bir de teknik direktör sorunu var. Ve Kemal Kılıç kaldığı sürece Adanasporun Süper Lig hedefine ulaşabileceğini düşünmüyorum. Nedenlerini sıralayalım.

Kadro tercihinde adaletli olmaması ile başlayabiliriz. Kendince bazı -değerli- futbolcuları var ve ne yaparsa yapsınlar bu oyuncuların kadroda yeri hazır. Bunlardan birisi Gökhan Meral. Sol bek orijinli oyuncu, kendi mevkisinde bile sırıtırken, sağ açıkta şans buldu. Her anlamda yetersiz bir ismi, zaten hücum yapmakta zorlanan takımın neredeyse en ucuna koymak Kemal Kılıç haricinde kimsenin aklına gelmezdi.

Dahası da var. Sol bekte oynayabilen bir diğer isim Gökhan Süzen sadece derbideki kötü performansı ile hemen kara listeye giriyor, maç bitmeden oyundan alınıyor, sonraki hafta Erzurum karşısında da yedek kalıyor. Fakat onun yerine geçen Gökhan Meral, Süzenin kötü performansını bile aratsa da her defasında o formayı giymeyi başarıyor.

Ve Magaye... 

Geçen maçın kurtarıcısı oldu ama genel anlamda yüksek performans sergilemiyor. Giresunda rakibine attığı kafa sonrasında, cezası biter bitmez yeniden ilk on bire adını yazdırıyor. Ayrıca kendisini, çok da verimli olamadığı, ileri uçta izliyoruz. Bu da Bahattinin kenara geçmesine ve ileri hattaki kısırlığın artmasına yol açıyor. Bu hafta sonu Altınordu maçında da benzer bir dizilimle çıkılacağını ve yine sıkıntı yaşanacağını sanırım herkes biliyor.

Gelelim pozisyon üretme sorununa... 

Sezon başından beri Adanasporun attığı gollerin kaç tanesinin organize hücumla geldiğini bir düşünün. Ümraniyespor karşılaşmasında sıkıntılı geçen maçta Abdülazizin müthiş frikiği oyuna dönülmesini sağladı, devamında Bahattin rakip savunmaya kendini unutturdu ve böylece galibiyet geldi. 

Manisaspor maçında son dakikalara kadar etkili bir hücum gelistirilemedi. Dakika seksen civarı Renanın kaleciden seken topunu Yener tamamladı ve sorunlar bir hafta daha ertelendi.

Geçen hafta Erzurumspor kalecisi son dakikaya kadar kariyerinin belki de en rahat maçını oynuyordu. Ta ki Adanasporun tüm hatlarıyla yüklenmekten başka çaresi kalmayana kadar... Burada da Magayenin sol ayağını müthiş kullanması üç puanı getirdi.

Görüldüğü gibi, Abdülazizin frikik becerisi, genel anlamda hücum yönü zayıf olan Renanın ileri çıkıp bir şut denemesi ve Magayenin sol ayağına topun çok güzel oturması...

Ben burada bir hoca eli göremiyorum.

Yapılan atak denemelerinde de Digao bindirdiğinde biraz heyecanlanıyoruz, o kadar. Bir takımın hücum yapabilmesi sağ bekine bağlı. Varın siz düşünün ötesini...

Bir de Koman meselesi var. Takımda eksik çok olmasa muhtemelen Erzurum karşısında da izleyemeyecektik onu. Bakalım bundan sonraki haftalarda da kendisini sahada görebilecek miyiz?

Taraftarla dalaşması, saha içinde oyunculara verdiği tepkiler sonrası, oyuncuların, "Bizden ne bekleniyor?" dercesine hocalarına attıkları şaşkın bakışlar da cabası. 

Böyle bir antrenör ile başarının gelmeyeceği görüşündeyim. Ve şu anda Adanaspor liderin sadece üç puan gerisindeyse bunun futbolcuların başarısı olduğunu düşünüyorum. Oyuncular, sırttaki o kamburdan kurtulursa daha iyilerini de yapacaktır.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2017-10-08 13:46:55

Unutulmaz Cyrano De Bergerac Tiradı İle Başlayalım

Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi, önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!
Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip taklalar mı atmalıyım? 
İstemem! Eksik olsun!
Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!
Ciğeri beş para etmezlere mi yetenekli demeli? 
Eleştiriden mi çekinmeli?  "Adım Mercure dergisinde geçse" diye mi sayıklamalı?
İstemem! İstemem! Eksik olsun!
Korkmak, tükenmek, bitmek... Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? 
İstemem! Eksik olsun! İstemem! Eksik olsun!
Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek... Tek başına... Özgür olmak... Dünyaya kendi gözlerinle bakmak... Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak... Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak... Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Aya bile gidebilmek. Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın. 
Varsın boyun olmasın bir söğüdünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

Edmond Rostand / Cyrano De Bergerac

Oyunun sahnelenme tarihi: 27 Aralık 1897

Bu da unutulmaz tiradın efsane kaydı: 

Tıklayınız

CyranoDe Bergerac / Gerard Depardieu / Rüştü Asyalı

Not: Bu, Adanaspora dair bir yazı değildir.

Yazar: Editor
2017-10-02 06:49:56

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar: Editor
2017-10-01 20:24:15

Kazandık ama galibiyetin önüne geçen o kadar çok şey vardı ki...

  • Maçın henüz başında, 
  • küfürsüz bir şekilde takımı eleştiren bir taraftara 
  • küfür edildi, 
  • Kemal Kılıç 
  • tarafından...

Ve bu dakikadan itibaren maçtan çok Kemal Kılıça odaklandım. Komana veya Abdülazize hak etmedikleri yerde aşırı tepkiler veren Kemal Kılıça, bu oyuncular, adeta "Bizden ne bekleniyor?" dercesine tepki gösterdi.

  • Fakat aynı Kemal Kılıç, 
  • Gökhan Merali topun üzerine basıp düştüğü pozisyonda bile 
  • alkışlarla teselli ediyordu. 
  • Standardı ne, 
  • Anlayamadık...

Bugüne kadar kazanılan puanları göz önünde bulundurunca, alınan galibiyetlerin futbolcuların özel çabası ile alındığı görüşündeyim. Zira ne bir organizasyon ne de bir plan görüyoruz sahada.

Son dakikalarda oyuncuların risk almasıyla ve ekstra çaba sarf etmesi ile galibiyetler geliyor. Kazanılan maçlarda, atılan gollerin dakikasından da görülüyor bu durum.

  • Demem o ki 
  • sırttaki kamburdan kurtulunca 
  • daha da ileriye gidilebilir. 
  • Oynanan futbolu eleştiriyoruz. 
  • Ama öldük bittik derken 
  • hala liderle arada üç puan var. 
Kemal Kılıç yerine iyi bir hoca gelirse, bu ekip daha fazlasını yapabilecek seviyede. 

Yeter ki bu kadronun önünü açın.

Halit Gürer

Yazar: Editor