Foto Galeri / Yorum
2019-01-21 20:01:08

Şükrü Erbaş da Sabah gazetesine çözülmüş.

Biri ne kadar şair eskisine dönüşüp iddia ettiği o devrimci gelenekten uzak ve basit klişelerle konuşur?

İşte aşağıdaki kadar.

Alıntıya parantez içinde temas edeceğiz, şairin veciz laflarını vurgulayıp. Bir paragrafta 18 klişe çok şairane olmuş gerçi.

“Bu yıkıcı yalnızlığı(1) kırmak için birbirimizi tanımamız(2) gerekir. Bütün önyargılarımızı, korkularımızı, hırslarımızı bir kenara bırakıp saygı içinde iletişim(3) kurmanın zamanı. Ben sol düşünceye sahip, devrimci bir gelenekten gelen bir edebiyatçıyım. Son yıllarda muhafazakâr diyeceğimiz(4) geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla(5). Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki(6) bu. Bizim hayata ilişkin ortak yaralarımız(7) var. Benimle birlikte onlar da şiirle soluk alıyorlar(8). Dünya görüşümüz ne kadar farklı olursa olsun edebiyatın paydasında buluşuyoruz(9). Bu nokta çok kıymetli(10). Bir toplumun ortak acılarda veya birlikte yaşama hayalinde buluşması(11) önemli. Birbirimizin hayatına, düşüncelerine saygı duyarak ortak bir yaşam tasavvurunda, gelecek düşüncesinde buluşmak çok kolay(12) aslında. Sadece biraz emek ve saygı(13). Sadece biraz kendini sevmek(14) yetecek. Dünya bir hafıza kaybını yaşıyor nicedir(15). Toplumlar, insanlar kendi kimliğini, kültürünü, geçmişini, varlığını unuttu(16). Bu hafıza kaybından bir an önce kurtulmazsak, biyolojik ihtiyaçlara indirgenmiş birer yaratığa dönüşeceğiz(17). Bu, insanın çürümesidir(18).”

1.Bu yıkıcı yalnızlık? Ne demek istiyorsunuz? Çok mu yıkıcı yalnızsınız? Kendi adınıza mı konuşuyorsunuz, içinden çıktığınız gelenek adına mı? Hem bu yalnızlık neden yıkıcı? Şiir mi yazıyorsunuz, mülakat mı veriyorsunuz? Şiir yazsanız bile o yıkıcı kelimesi yalnızlığı zannettiğiniz kadar vurgulu tarif etmez sadece zannettiğimiz kadar sıkı bir şair olmadığınızı veya ergen bir şaire dönüştüğünüzü gösterir.

2.Birbirimizi tanımak ne? Herkes herkesi gayet iyi tanıyor. Hangi yolu inceltiyorsunuz ki?

3.Saygı içinde iletişim derken neyi ve kimi kastediyorsunuz? Önyargı, korku ve hırs derken bu kelimelerin muhatabını net olarak belirtseydiniz mesajınızı daha sağlıklı alırdık. Sol düşünceye ve devrimci bir geleneğe hakikaten sahip başka biri bu kelimeleri muhatap alır mı? Üstelik sol düşünceye sahip, devrimci bir gelenekten gelen bir edebiyatçı ve aslında sıradan bir şair olarak bu durumun ekmeğini çokça yediğinizi düşünüyor musunuz? İtiraf bekleriz.

4.O okur kitlesini nasıl tespit ettiniz, kim saptadı bunu? İmza günleri mi?  Muktedir limanına yanaşma niyetinde olduğunuzu delikanlıca söyleyin bre! İtiraf etmekten korkmayınız lütfen. Yavuz Bingöl kadar cesur olabilirsiniz en azından.

5.Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla, cümlesinde hem bir yaltaklanma hem de bir uzaklığı tarif yok mu? Onlar! Bu bir kibir değil mi, bir mesafe, biraz pus, azıcık sis. Nerede kaldı saygı ve sevgi amca?

6.Herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki! Kim örnek alacak bunu? Büyüsü nerede? Bir illüzyon olmasın şu dediğiniz? Kendinizi kandırdınız, bizi de mi kandırmak istiyorsunuz?

7.Ortak yaralar mı? Bu “yara” kelimesi çok şey olmadı mı, acemi bir şair işi? Ne bu abi, Yeşilçam senaryosu mu yazıyorsunuz? Hülya Koçyiğit nerede peki?

8.Şiirle soluk almak ha! Yapmayın üstadım ya! Soluk almak ne, hem de şiirle? Ne bu şairane işler? Niye bu zorlama laflar? Böyle yaylanarak girmek viraja, dalkavuk yapar adamı o muktedir kadraja.

9.Edebiyatın paydasında buluşmak yetmez galiba, devrimci gelenekten gelen bir şair olarak bunu bizden daha iyi biliyorsunuzdur muhtemelen. Evet, edebiyatın paydasında buluşma romantikliği çok hoş hakikaten.

10.Çok kıymetliBir şiir yazdım, dedim çok kıymetli.

11.Bir toplumun ortak acılarda veya birlikte yaşama hayalinde buluşması isimfiil öbeğinin mesajını geçtim, eyvallah ama böyle bir ifadenin kendisi bile standart bir samimiyetten yoksun. Ah! Şairlik ölmüş, şairanelik hüküm sürüyor orada. Şairaneleri niçin öldürmeliyiz Şükrü Abi?

12.Ortak Yaşam, Tasavvur, Saygı, Gelecek! “Birbirimizin hayatına, düşüncelerine saygı duyarak ortak bir yaşam tasavvurunda, gelecek düşüncesinde buluşmak çok kolay…” Kolaydır. Siz unutmuş olabilirsiniz, hatırlatalım, hiçbir solcunun muhatabı değil bu sahte davet. Lafı muhatabına direkt söyleyin. Böyle liberal saflıklarla muhatap etmeyin.

13.Emek ve saygı. Sevgi emek ister, dedi Cengiz Aytmatov ki bu da yazarın galiba en klişe ve en manasız roman cümlesi.

14.Kendini sevmek yetecek önermesini bu paragrafta anlamadığımı itiraf edeceğim şahsen. Sen kendini sev yeter üstat.

15. Dünya bir hafıza kaybını yaşıyor nicedir. Nicedir mi? “Nice” dedi! Kendilerine bir şeyler atfettiğimiz nice şair yazar şarkıcı filan takımı, nicedir anlaşılmaz işler peşinde. Nicedir ses yok Bülent Ortaçgilden, ne yapıyor acaba? Dünya bir hafıza kaybı yaşıyor… Of ki ne of! Bu tür cümleler kuran biri Türk şiirinin klas isimlerinde biri güya. Şeytan diyor ki yatır masaya tüm şiirlerini muhteremin, et deşifre onu ama zamanım yok nicedir, dedi Marlon!

16. Kendi kimliğini, kültürünü, geçmişini, varlığını unuttu derken kim unuttu, bir şey unutmadık, fil hafızasıyla yaşıyoruz bre! Ne yani, bizi bu Neoosmanlı fikriyatına(!) mı davet ediyorsunuz? İstemem, eksik olsun dedi Cyrano.

17.Ama yaratığa dönüşme lafınızı tuttum, bu iyi denk geldi muhterem. Nicedir yaratığa dönüşmüş gizli  liberal ihtiyarlarla muhatabız yahu!

18. İnsanın çürümesi sözü üzerine diyecek tek lafım kalmadı zira hakikaten bun kadar boş ve adeta sipariş cümleler, basmakalıp sözler yüzünden tahammülüm çürüdü.

Yolunuz açık olsun.

Ama bir de Zati var ki bu Zati enteresandır. Bakınız, şairliği tamamen bir geçim kaynağı haline getirmiştir, tabi şairliği elbette tartışılır ama şair olarak çıktığı yolda tekerleğini döndürebilmiştir.

Ustamız Balıkesirde çizmecilik yaparken şiire heveslenir ve İstanbula gidip bu yola baş koyar, dönemin gözde şairlerinden olur. Geçimini sağlamak için aşağı rütbelerden müderris ve kadılara bile kasideler düzer, kasidelerin fiyatı 1 altına yani 60 akçaya kadar düşer. Öyle ki yek, dü diye sayarken kasideleri 400ü, gazelleri 1700ü görür.

Özetlersek efendime söyleyeyim; “Zati yeni tipte bir şair olup sanatını açıkça satılık bir meta haline getirmiş bir şairdi ve şiir kitabı yazıp satan ve bunlarla geçinmeye çalışan” modern şair yazar, sanatçı, tiyatrocu, sinemacı, manken, dublajcı, gazeteci, sunucu, karikatürcü tipinin en eski temsilcisidir.

Cahit Uzungece

Yazar: Editor
2019-01-19 13:36:35

Pazartesi günü oynanacak Elazığspor karşılaşmasının eksiklere rağmen rahat geçeceğini düşünüyorum.

Galibiyet haricindeki bir sonucun büyük bir başarısızlık olacağını da ayrıca belirtelim.

Zira rakipte ilk yarının iskeletini oluşturan oyuncuların neredeyse tamamı takımdan ayrıldı.

Lamine Diarra hariç tamamen yenilenmiş, genç ve tecrübesiz oyunculardan kurulu bir Elazığspor olacak Adanasporun karşısında.

Ayrıca kendi şehrinde bile oynayamayacaklarını hesaba katarsak olası tüm olumsuzlukları yaşıyorlar diyebiliriz.

Adanaspor iyi konsantre olursa ve en az rakip kadar istekli bir şekilde sahaya çıkarsa kazanır.

Ne Karabükspor maçından ne de Eskişehirspor maçından daha zor olacaktır.

Şans Adanaspor ile olsun!

Halit Gürer

Yazar: Editor
2019-01-19 08:09:05

cihat arslan ile ilgili görsel sonucu

Kural hatası falan filan.

Bunlar hep Adanaspor ahıdır hacı.

Dileriz ki hamile kalmamışsındır Cihat Arslan.

Volkan T.

Haberi İçin Tıklayınız 

Yazar: Editor
2019-01-16 09:58:14

Örf dediğimiz şeyin kanun ve ahlak yerine geçebilen, fakat gerçekte kanun olmayan davranış kalıbı olduğunu biliriz.

Âdet de bir topluluğun yapmaya ve uymaya alışageldiği ve topluluk tarafından yapılması gerekli görünen davranış kalıbı olarak tanınır. 

Gelenek, bir toplumda çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılarıdır.

"Görmek"ten türetilmiş "görenek" kelimesine, "bireylerin çevresine bakarak yaptıkları şey, adet, usul, alışılmış tarz, eylem" denir. Bir şeyin görülerek yapma alışkanlığının kazanılmasıyla elde edilir.  

Töre, bir toplumda ahlak, gelenek, görenek ile belirlenmiş, benimsenmiş davranışların ve yaşam biçimlerinin, öteden beri uyulan toplumsal kuralların, şu ya da bu konuda tutulan yolların tümü.

Bunların hepsi sözlükten.

Aşağıda yazılanlar ise bizim Adanaspor hayatımızdan.

Şu kulüp yönetimi namına bizde nedir örf?

Evet! İhtiyaca göre bir kadro belirlememek bizim örfümüz olmuş. Kanun değil ama kanun yerine geçmiş bizde. Artık tanık olduğumuz hiçbir şeye şaşırmıyoruz.

Âdet ise yukarıdaki durumun bir davranış kalıbına dönüşmüş olması. Kötü bir âdet.

İyi topçu yetiştirme, kaliteli futbolcuyu bulup transfer etme geleneğimizi kaybetmiş durumdayız. Ağır bir kayıp.

Çevremizdeki yani ligimizdeki takımların yaptıklarını yapacak bir görenekten de yoksun durumdayız. Körleşmenin göreneği olmaz.

Onlarca senelik töremizden de uzaklaşmış oluyoruz böylece, özellikle son dört yılda; önceden yaptığımız iyi işleri, yapmamız gereken hamleleri yapamayacak duruma geldik. Bir futbol takımı adına tuttuğumuz bir yol da yok adeta.

Yoksa bir tören olmaz başarılı bir tören, dedi Eric Cantona.

Yazar: Editor
2019-01-14 08:27:43

Sezon başında beklentileri minimuma indirmiştik.

An itibarı ile Adanasporun kümede kalma konusunda en ufak bir sıkıntı yaşamayacağı da ortadadır. Zira Eskişehirspor ve Elazığspor kadrolarının devre arasında daha da zayıflaması, Karabüksporun ise bir gelişme kaydedememesi, bu takımlar için ligin şimdiden bittiğini gösteriyor.

Üst sıralara baktığımızda ise Adanasporun; Gençlerbirliği, Denizlispor, Gazişehir, Boluspor gibi takımların arasından sıyrılıp üst lige terfii etme şansının ise çok ama çok zayıf olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hal böyle olunca ikinci yarıda takıma dair tek beklentimiz, mücadele gücünü sürdürmesi ve alınacak derbi galibiyeti olacaktır. Bunun dışındaki hiçbir beklenti de gerçekçi değildir.

Biz gelelim esas meseleye...

Bugüne kadar her türlü olumsuzlukta kulübün borcunun olmadığı, maaş ödeme sıkıntısının yaşanmadığı söyleniyordu. Gelinen noktada düzgün işleyen tek çarkın da artık bozulduğunu görüyoruz.

Süper Ligdeyken kazanılan gelirler nereye gitti, tarzı söylemlere girmeden, yönetimin, bundan sonrası için ne yapacağını, Adanasporun geleceğini kurtarmaya dair ne çeşit planları olduğunu merak ediyorum.

Bu sezon düşecek üç takımın neredeyse sezon başında belli olmasının avantajını kullanıyor şu anda Adanaspor.

Ya gelecek yıl?

Anıl Taşdemir ayarındaki isimler ile devam edecekse transfer politikası vah ki ne vah.

Kademeli olarak kadro kalitesini düşürmeye devam edildiği takdirde iki üç sene içerisinde düşme potası içerisinde buluruz kendimizi ve aynı politika ile bu günleri bile mumla ararız.

Yönetimin şeffaflıkla bu krizi yönetmesi lazım.

Planlarınız, vaatleriniz ne ise taraftarla paylaşın, camia da beklentilerini buna göre belirlesin.

Gelecek vaat eden isimlerle mi devam edilir, alt yapıya mı ağırlık verilir, bilemiyorum (Alt yapı tesisi bile olmayan bir kulübün buradan oyuncu yetiştirmesini beklemek de ayrı bir ironi tabii.).

Ancak mevcut politika ile sadece günü kurtarırız ve her sene ligde Karabükspor ayarında üç takım olmasına muhtaç oluruz.

3-5 yıllık gerçekçi bir plan yapmalı ve bu krizi bir şekilde atlatmalı mevcut yönetim.

 Aksi takdirde "Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil." öğretisine uymalarını bekliyoruz kendilerinden.

Ağaları, beyleri görelim, şeklinde değil.

Tüm samimiyetleri ile kulübü daha ileriye taşıyacak birilerine bayrağı teslim etmek amacıyla...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2019-01-08 07:01:22

Borçsuz gittiğimiz söyleniyor. En azından biz böyle biliyoruz. Bu borçsuzluk uğruna yıllarca eziyet çektik her transfer döneminde.

Hayır, yönetime sitem etmeyeceğim niye transfer yok diye. Yazmıştık fikrimizi.

Fakat şimdi başka bir şey çıktı ortaya.

Batan, batmakta olan kulüplere bir ip uzattı iktidar, iktidar ki futbolun kitleler üzerindeki etkisini hepimizden iyi biliyor.

O ip ya kurtaracak batık kulüpleri ya da onların boynuna dolanacak. İkincisi daha güçlü bir ihtimal.

Neyse. Kurtaran kurtarır değilse aşağıda, bir şekilde dile getirilen ele geçirme operasyonları başlar; koca camialar siyasi sermayenin eline bırakılır.

Bakın ne dedi TFF Başkanı:

"Kulüplerimizde yönetime müdahale değil, herkesin başkan olabilme, herkesin yönetime girme imkânı veren bir sistem."

Bunu herhalde durup dururken demedi. Muhtemelen asıl planı ifşa etti ki zaten bunun uygulamasına geçildi.

TFF Başkanının dediğinin en bariz açılımı şu:

İktidar bu yolla istediği kulübe istediği başkanı atayabilecek.

Bağımsız futbola toprak, hem de kürek kürek.

Ne olacak?

Al sana yeni futbol teorisi:

Hareketli ve yoğun tribünü, TFF, Bankalar ve TVlere göre müşterisi, olan kulüpler; örneğin Eskişehir, Sakarya, Kocaeli vs kurtarılacak ve Türkiyenin bir futbol pazarına dönüşebilmesi için bunlar ve benzeri kulüpler özellikle Katar sermayesine pazarlanacak. İlk örnek satış da muhtemelen sezon sonu şampiyonluğuyla İ.Başakşehir ile olacak.

Ha! Kimse bana bir şey olmaz demesin İstanbullarda.

Çünkü en yağlı parça orada Fenerbahçesi, Galatasarayı, Beşiktaşı ve hatta Trabzonu ile.

Sen futbol yayınını Katar sermayesine vermişken futbolunun kulüp yönetimini de muhteremlere devretmen imkânsız değil, liberal ama aslında vahşi emperyal ekonominin ilahları hiçbir şey imkânsız değil, derken.

Yazar: Editor
2019-01-08 04:58:58

Nedir poşet vakası?

Yeni bir ticari kalemden ve vergiden başka ne olacak!

Hakikaten çevre duyarı olsaydı şu hamle, öncesinde tüm ülkede izlerini görürdük.

Mesele hakikaten çevre olsaydı çevrede son 16 senede tanık olduğumuz gibi böyle hunharca bir talan olmazdı. Betona gömülmüş toprakları ruhuna dua.

Bu yüzden çevreci poşet hamlesi hiç inandırıcı gelmiyor.

Deniyor ki, bir haftada poşet tüketimi yüzde elli azaldı.

Bu iddianın doğru olduğunu kabul edelim, vakayı ve sonuç ihtimallerini yoklayalım.

Bir: İktidar dedi ki, ben çevre konusunda size poşeti de satarak bir bilinç kazandırırım ve kazandırdım, al sana resmi açıklama, yani yüzde elli azalma.

İki: İnsanımız bir hafta içinde çevre konusunda hakikaten duyarlı hale geldi.

Üç: İnsanlar projeye destek verdi ve poşetini yanında taşır oldu.

Dört: İnsanlar duruma tepki gösterdi ve poşetini yanında taşır oldu.

Beş: İnsanlar duruma tepki gösterdi ve market alışverişini azalttı.

Altı: Halkın o poşete verecek yirmi beş kuruşluk bir maddi ve manevi tahammülü artık kalmadı!

Poşetlerin gücü adına!

 

Yazar: Editor
2019-01-04 17:21:29

Adanasporu

Kalbinize

Yakın

Tutun, 

Dedi Gündüz Tekin Onay. 

Adanasporlu Gündüz Tekin Onay,

Seni Adanasporu saklar gibi saklayacağız hatıralarımızda. 

 

Yazar: Editor
2019-01-03 12:18:24

 Ä°lgili resim

Bazen değil çoğu zaman futbola değerinden fazlası atfedilir.

Öyle oluyor da.

Bir sürü kutsiyet, kıymet, değerler manzumesi, kuru edebiyat.

Zannedilir ki Descartes ahlak kuramını yeniden yazıyor.

Futbol bu be, sahası mücadelesi teri tükrüğü ile zaten kirli, mecazen daha da kirli.

Sahada koşarken osuran topçu bilirim, kaç kere bu sebepten ikili mücadele kaybettim.

Hele kendine büyük diyen sektörel taraftar grupları çıkıp erdem, duruş, ilke, şeref filan kasıntısı mide krampı gibi.

Sanki futbol terimleri bunlar.

Sanki bunlar sadece bir kesim taraftarın değerleri.

O kadar çok dile dolandırılıyor ki şu soyut şeyler.

İn yola, bak mahalleye, sokağa, gez Marsilyanın barlarını…

Sayılan şeylere sahip olmayan herhangi birine zaten insan evladı denmez ki.

Az kaldı, neredeyse şey diyecekler, örneğin Paris Saint Germaini tutmuyorsan değerler manzumesinden yoksunsundur filan.

Yok ebemin don lastiği.

Futbol muktedirlerinin tribünleri çok komik.

Eric Cantona
Yazar: Editor
2018-12-31 08:36:05

Yeni Yıl

M.Ö. 45–Jülyen takvimi ilk kez kullanılmaya başladı. (16. yüzyıla kadar kullanıldıktan sonra yerini Gregoryen takvime bırakacaktır.)

1673-New York ile Boston arasında düzenli posta servisi başladı.

1788-Londranın en eski gazetesi The Times yayımlanmaya başladı.

1808-Amerika Birleşik Devletlerine köle girişi yasaklandı.

1891-Penaltı, İngilteredeki Stoke City-Notts maçındaki tartışmalar üzerine kural kitabına girdi.

1899-Kübada İspanyol egemenliği sona erdi.

1923-Türkiyenin ilk futbol federasyonu olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı kuruldu.

1929 - Millet Mektepleri açıldı.

1929-Anadolu demiryolu hattı ile Haydarpaşa Limanı millileştirildi.

1936-İlk yılbaşı tatili.

1941-Behice Boranın çıkardığı aylık fikir ve sanat dergisi Yurt ve Dünya yayımlanmaya başladı.

1943-Varlık Vergisi tahsilâtı 11 milyon liraya ulaştı.

1944-Gerede, Bolu ve Çankırıdaki depremlerde 4.611 kişi öldü.

1949-Orhan Veli Kanık Yaprak dergisini çıkardı.

1952-Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu yürürlüğe girdi.

1954-Adanaspor kuruldu, İnce Memed yazıldı.

1958-Avrupa Topluluğu kuruldu.

1959-Küba devriminin zaferi. Diktatör Fulgenico Batista yeni yılın ilk saatlerinde Havanadan kaçtı. Camilo Cienfuegos ve Che Guevara önderliğindeki gerilla kolları Havanaya girmeye başladı. Bütün Kübada işçiler ve köylüler Fidel Castronun çağrısına uyarak genel greve başladı.

1961-Devlet Başkanı Cemal Gürsel bugünü İkinci Cumhuriyetin kuruluş yılı ilan etti.

1963-Bakanlar Kurulu otomobil ve lüks eşya ithalini yasakladı.

1965-Filistin Kurtuluş Örgütü içerisinde yer alan El Fetih, ilk silahlı eylemini gerçekleştirdi. Ahmet Amr Musa önderliğindeki gerilla birlikleri, İsrailin işgal altında tuttuğu Batı Şeria topraklarına sızarak, bir köprüyü havaya uçurdu.

1967-Anadol marka otomobil piyasaya sürüldü.

1971-Zonguldakta ücretleri ödenmeyen 600 maden işçisi ocaklara inmedi.

1985-KDVli (Katma Değer Vergili) yaşam başladı. (Böylece halkından yana olmayan devletin bir uygulaması daha tescillenmiş oldu.)

1990-David Dinkins, New Yorkun ilk siyah belediye başkanı olarak görevine başladı.

1992-Şehir içi yollarda sürücüler ve ön koltukta oturanlara emniyet kemeri takma zorunluluğu getirildi.

1993-Avrupanın "tek pazar düşü" gerçekleşti. Kuzey Kutbundan Akdenize, Avrupalılar pasaportsuz seyahat edebilecek.

1994-Meksikanın Chiapas eyaletindeki Kızılderililer, ulusal kuruluşları için Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu önderliğinde ayaklanarak bölgenin denetimini ele geçirdiler.

1999-Avrupa para birimi Euro yürürlüğe girdi.

2005-Türk Lirasından (TL) 6 sıfır atıldı. Yeni Türk Lirası tedavüle girdi.

2009-YTLnin Ysi atıldı. Türk lirasının ismi TL oldu.     

2010-Yeni Türk Lirası (YTL) tedavülden kaldırıldı.

2017-Adanaspor bu seneye süper ligde başladı.

2019-Kaplanpenche, 13. yılını kutlamak için, Temmuzu beklemeye koyuldu.

 

Ve herkesin inancı kendinedir, dedi Marlon.

Yaşa ve yaşat, diye tamamladı Eric Cantona.

M  u  t  l  u     s  e  n  e  l  e  r.

Yazar: Editor